Blog Arşivi

7 Nisan 2016 Perşembe

Deniz....


 Denizi olmayan bir yerde yaşayamayacağımı düşünürüm hep.Yaşarım belki ama hep bir yanım eksik olur bunu biliyorum.Mutsuz olurum,tadım tuzum olmaz,çekilmez biri olurum muhtemelen,sudan sebeplerden kavgalar ederim.
  İstanbul'da doğdum,büyüdüm. Oturduğum bütün evlerden denizi gördüm,en fazla 15 dakika yürüme mesafesinde uzak oldum denize.Her lodos'ta o keskin iyot kokusunu en derinden hissettim içimde.
  Dedem Devlet demiryollarından emekli bir makinistti aynı zamanda da denize aşık bir adamdı " balıkçıydı". Bakırköy kayıkhanesi'nde  duran bir teknesi vardı.Sık sık dedemle birlikte o kayıkhane'ye gider dedem teknenin işlerini,bakımlarını yaparken kendimce ona  yardım ederdim.Yosun kokusu,boya ve ahşap kokusu,denizin parıltısı,martılar,uzaklarda ki teknelerin motor sesleri.... Ne kadar güzelmiş.Bunlardan ayrı kaldığı zaman daha iyi anlıyor insan.
  Yine de bütün bu işler sıkıcı gelirdi bana,bir an önce bu işler bitsin,tekneyi suya indirip denize açılalım isterdim..Balık tutmak,İstanbul'u bir adım öteden izlemek,solumak...ki kısa bir süre sonra işler biterdi ve teknemizi denize indirirdik. Hayranlıkla izlerdim dedemi,kulakları sağır eden motor sesinin eşliğinde yavaşça teknenin karadan uzaklaşmasını izlemek farklı bir özgürlük hissi uyandırırdı içimde.
   Kırklı yaşlarımın ortalarına yaklaştım şimdi.Aslında şimdi olmasını istediğim,hayalini kurduğum çoğu şeyi çocukluğumda yaşamış olduğumu farkettim. Hayatının bir bölümünde yaşadığın şeyleri ,uzun zamandır yapmadığını farkettiğin de ne kadar eksik kaldığını da anlıyorsun bir anlamda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkürler..